Budama

Budama

Ağaçların düzgün ve kuvvetli bir taç oluşturmalarını, verim çağlarında uzun zaman kalmaları ve kuvvetten düşmeye başlamış olan ağaçları yeniden kuvvetlendirerek bir süre daha yüksek kaliteli meyve vermelerini sağlamaktır.

Genel olarak, Ağaçların gelişmeleri incelendiğinde budama yapılmayan ağaçların, budama yapmış gibi çiçek açtıkları ve meyve verdikleri görülür.Bu gibi ağaçların meyveleri, ürün vermeye başladıkları ilk yıllarda kaliteli olabilirse de, bunu izleyen yıllarda küçük, renksiz ve gösterişsiz olurlar. Ayrıca, budanmayan bazı Ağaçlarda peryodisite olayına çok sık rastlandığı gibi, dalların alt kısımları çok çabuk çıplaklaşmakta şemsiye şeklini almakta, ürün alanları ağacın dış ve uç kısımlarına kaymakta ve azalmakta, bunun sonucu olarak ta ağaç başına verim düşmektedir.

Budamanın amaçlarını genel olarak şöyle sıralayabiliriz.

1. Meyve ağaçlarını en kısa zamanda ürün vermeye başlatmak ve onları uzun süre verim çağında tutmak, yani Ağaçlarda fizyolojik dengeyi kısa zamanda oluşturmak ve bunu bir süre korumak.

2. Gövde üzerinde ana dalları sayılarını ve dağılışlarını düzenleyerek Ağaçların sağlam, düzenli ve dengeli taç oluşturmalarını sağlamak.

3. Ağaçların bakımı, meyvelerin derimini, zararlarla savaş ve teknik işlerin uygulanmasını kolaylaştırmak.

4. Kurumuş, hastalıklı, ekolojik ve mekanik etkilerle zararlanmış, kırılmış dallar ile birbiri üzerine binmiş, yada zayıf olan açılı dalları kesmek.

5. Ağaçlarda karbon asimilasyonunu arttırmak amacıyla, ışığın ağaçların iç kısımlarına daha iyi girmesini sağlamak ve yaprak yüzeylerini artırmak.

6. Bazı meyve tür ve çeşitlerinde görülen peryodisiteyi önlemek veya azaltmak yani bazı Ağaçların bir yıl bol bir yıl az meyve verimini dinlenmelerini düzenleyerek her yıl düzenli meyve verimini sağlamak.

7. Meyvelerin kalitelerini iyileştirmek, şeklinde özetleyebiliriz.

Budamanın Fizyolojik esasları:

Ağaçlarda tohumun çimlenmesi ile ağaç verime başlaması arasında geçen devre gençlik; verime başlama zamanıyla, verimden düşünceye kadar geçen devre olgunluk ve bunu izleyen yaşlılık olmak üzere birbirinden ayrı üç fizyolojik yaşam devresi vardır.Ancak bu devrelerin birbirlerine geçişleri veya devrelerin başlama ile bitme zamanlarının pratik olarak önceden saptanması olası değildir.

Ağaçlarda beslenme fizyolojileri de başlıca toprak üstü (taç) ve toprak altı organları (kökler) tarafından yönlendirilir. Gerçekte, Ağaçların değişik yaşam devrelerinin farklı görünüşü, bu iki ayrı organ siteminin çalışmalarının birbiriyle etkileşimlerinden ileri gelmektedir. Yani, yapraklar tarafından yapılan karbonhidratların miktarının, kökler tarafından alınan madensel maddelere (özellikle azot) oranı fazla ise (CH/N1), meyve ağacında çiçek tomurcuğu oluşur. Öte yandan, ağacın yaşantısı üzerinde kök sisteminin üstünlüğü varsa , yani (CH/N1) ise Ağaçlarda sürgün oluşumu kuvvetli olur. Bunlara ek olarak meyve ağacında toprak üstü ile toprak altı organlarının faaliyetleri arasında bir düzen oluşmuş, bu organlar arasında bir birlik ve beraberlik var, ahenkli bir çaba gösteriyorlarsa meyve ağaçları fizyolojik dengededir (CH/N=1).

Meyve fidanlarına şekil verilen gençlik devresinde normal olarak toprak altı organlarının çabaları, toprak üstü organlarındakine göre fazladır. Bunun sonucu olarak genç ağaçlarda anaca bağlı olarak değişmek üzere, kuvvetli sürgünler oluşmaktadır. Ağaçlarda bol ve kuvvetli sürgünleri oluşturduğu devreye “Gençlik kısırlığı” denir. Bu sürenin mümkün olduğu kadar kısa olması istenir. Bu nedenle Ağaçlarda bu devreyi kısaltmak amacıyla kök kesmek, gövdeyi boğmak, meyve fidanlarını azotlu gübrelerle dengeli olarak gübrelemek, zayıf anaç kullanmak vb. bir takım teknik önlemlere başvurabilirler. Bu önlemler arasında karbon asimilasyonunu artırmak üzere yapılan budama işlemleri, diğerleri gibi etkili olmaktadır.

Nitekim Ağaçlarda ışık yoğunluğunu artırmak amacıyla düzenli, kuvvetli ve dengeli taç oluşturmak; asimilasyon yüzeyini artırmak için de dalları uzun bırakmak veya hiç kesmemek, gövde ile kuvvetli büyüyen dalların açılarını daraltmak; fazla dalların bir kısmını seyreltmek, geri kalan dalları eğmek yada bükmek suretiyle Ağaçlarda kök ve taç arasındaki fizyolojik denge doğal olarak gelişen meyve ağaçlarına göre daha kısa bir zaman içerisinde kurulabilir. Fizyolojik dengenin generatif büyüme lehine bozulduğu yani, sürgün oluşmasının durduğu yaklaşık devresinde ise, meyve ağaçlarını sürgün yapmaya zorlamak için dalları kısa kesmek, daha önce eğilmiş, bükülmüş yada bağ olarak kullanılmış dalların bir kısmını çıkarmak, açılarını genişlemiş dalların, açılarını düzeltmek, çok fazla meyve dalı seyreltmesi yapmak ve meyve ağaçlarını azotlu gübrelerle, bolca gübrelemek zorunludur.

Görülüyor ki budamanın fizyolojik esası; Ağaçların fizyolojilerinin ve organografik yapılarının iyice bilinmesine dayanmaktadır. Bu yüzden bir budayıcının, elinden çok kafasının iyi işlemesi yanında, fizyoloji bilgisinin çok iyi olmasında ve meyve ağacını iyice tanımasında zorunluluk vardır. Bundan başka, budayıcının budamak amacıyla yanına gittiği her ağacı ayrı birey kabul ederek ona göre hareket etmesi ve işlerinde ön yargılara ve belli formüllere bağlı kalması gerekir.

Kaynaklar :
1- Prof. Dr. Muhsin Yılmaz, Adana, 1990, Ağaçlarda Budama.
2-John Van Dyk, Iowa State University, USA, Genç Elma Ağaçlarında Budama.
3-Pete Lane, Ohio State University, USA, Pruning Mature Apples and Pears.
Yazan : Enver Murat DOLUNAY – Ziraat Yüksek Mühendisi

Bir Cevap Yazın