Sel felaketi ve Su Yönetimi
Karşılaşıldıkça öğrenilen gerçekler doğrultusunda son kez bir düşündük geçtiğimiz günlerde.
Su muydu ihtiyaç duyduğumuz yoksa suyun bizden aldıklarımıydı…
Sosyal eleştirilerin yanı sıra teknik bir takım eleştiriler göz ardı edilmektedir. Peyzaj Mimarı olarak bizler ekolojik dengenin korunması ve kontrolü konusundaki donanımızı geliştirmeliyiz. Özellikle kentsel yaşamın sundukları arasında yer alan çözümsüz sorunlar karşısına teknik çözüm önerileri ile gelmeliyiz.
Doğal afet bölgelerinde yerleşime izin verilmemeli cümlesinin savunucusu olabilmemiz için doğal ekosistem yapısında analiz çalışmalarının yürütülmesi ve kontrolü hakkında bilgi sahibi olmamız gerekmektedir.
Peyzaj Mimarı olarak bizler doğal kaynakların yönetimi konusuna hakim olmalıyız. Hava-Su-Toprak analizleri, kontrolleri, yönetimleri nasıl yapılmalıdır, neler göz önünde bulundurulmalıdır, hangi metotlar uygulanmalıdır; sorularının cevapları olmalıyız.
Toprak kaymasının kaçtığımız çözümü, sel felaketinin sonuçları olarak da gelebilir karşımıza. Çünkü her birinde de sonuç; zarardır. Peki neler yapmalıyız, bilmemiz gerekenler neler?
Su yönetimi, su planları, yağmur suyu kontrol sistemleri gibi çeşitlendirilebilecek konu başlıklarından;
Özellikle diğer ülkelerinde önemle yürütülen Su Planlarını detaylandırırsak;
Su yönetimi planları artırılmış tutma, sızma ve buharlaşma alanlarını göstermelidir.
Yağmur, yola veya arazilerin üstüne dengeli veya dengesiz bir şekilde yağabilir. Açık araziye düşen yağmur toprağın içine sızarken; kent içindeki yollara düşen yağmur su kanallarına yönelir.
Yeryüzünde susuz bir yaşam mümkün olmadığından, yağmur suyunun yönetimine ilişkin planlar mutlaka hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Bu sadece bir yağmur suyunun drenajı, şiddetli yağmurlara karşı önlem yönetimi sorunu değildir. Yağan şiddetli bir yağmur sonrasında, eğer yağmur gölcükleri oluşuyorsa, drenaj kanalları oluşturulmalı ve bu kanal şehir yakınındaki en yakın dereye veya nehre yönlendirilmelidir. Eğer bu kanal, dere veya nehir taşmış ise, setler inşa edilmelidir. Ancak tüm bu önlemlere rağmen hala sel, su taşması durumu varsa kanal daha da derinleştirilmelidir. Eğer kanal önünü tıkayan yapı veya bitki örtüsü gibi şeyler varsa, kesilmeli veya yol açılmalıdır. Eğer sular yine de yükselmeye devam ediyorsa çevresel kanallar açılmalıdır. ( su toplama çukurları)
Bu tarz planlar , yağmur suyunun kontrolünde önemli ölçüde yardımcı olur. Sulak , nemli topraklar, tüm bu uygulamaların sonucu olarak kuru alanlara dönüşür. Ancak, üst bölgelerde sulama işleminin yapılması ve aynı zamanda alt bölgelerde oluşabilecek sellerin önlenmesi için yüklüce miktarda bütçe ayrılması durumu ortaya çıkmaktadır.
Mühendisler bu durumu değerlendirmiş ve bazı çözümler üretmişlerdir. Fırtınalara karşı önlemler halen yaygındır. Yağmur suyu, oluşturulan yağmur gölcüklerinde ve yer altı tanklarında biriktirilmektedir. Bu sayede yağmur suyu kontrolü sağlanmaktadır. Bunlar yapılırken bilgisayar kontrollü kapaklar kullanılarak sular yakın nehirlere ve kanalizasyon sistemine yönlendirilmektedir. Bu pahalı ve tartışmalı bir uygulamadır. Gerçek çözüme aslında mühendislik çözümüne gelmeden önce planlama ile ulaşılabilir. Bu noktada sorunu global olarak düşünmeli ve lokal olarak çözmeye çalışmalıyız.
Su yönetimi için hazırlanması gereken su-alanları planları ekibinde peyzaj mimarları, ekolojik denge donanımları ile bulunmalıdır . Bu planlar yüzey suyu yönetiminin alan boyutunu göstermek için gereklidir. Farklı araziler için farklı yönetim metotları bulunabilir. Bu durum yüzey altı ve arazi kullanımı şartlarına bağlı olarak değişebilir.
Peyzaj Mimarlarının konu üzerinde önerebilecekleri ve çalışmalara dahil edebilecekleri bazı metotlar ise şunlar olabilir:
Geçirgen topraklarda düşük yoğunlukta geliştirme metodunda bireysel mülk sınırlarındaki tüm yüzey suları tahliye edilmelidir. Bahçelerde suların toplanması için havuzlar oluşturulmalıdır. Kara yollarında arabalar nedeniyle oluşan pis atık sıvıları, petrol ve benzin atıklarını, önce arıtabilmek için arıtıcılardan geçirerek süzmek gerekir.
Geçirgen topraklarda yüksek yoğunlukta geliştirme metodunda yüzey suyu toplanıp süzülmelidir. Arazi sahipleri de ortak çalışmalara katılabilirler. Şartlar el verdiğince yüzey suyu alanının halkın yararına olan amaçlara yönelik kullanımı için katılımları sağlanmalıdır.
Geçirgen olmayan topraklarda düşük yoğunlukta geliştirme metodunda ise alanda mümkün olduğunca çok su tutulmalıdır. Bu bataklık alanlar için daha uygundur, böylece suyun buharlaşması sağlanarak kontrol altına alınır.
Son olarak, geçirgen olmayan topraklarda yüksek yoğunlukta geliştirme metodunda; yeşil çatı sistemleri kullanılabilir. Böylece yağmur suyu zemin seviyesine ulaşmadan önce yüzey suyunun tutulması ve buharlaştırılması sağlanır.
Planlamanın temel ilkesi, yağmur suyunun düştüğü yere en yakın yerde tutulup, biriktirilmesi, süzülmesi ve tahliye edilmesidir. Bu, şu anlama gelmektedir ki, daha az geçirgen topraklar, doğal olarak daha fazla yüzey suyuna sahip olacaklardır ve sulak ve nemli arazilerde yaşayabilen canlılar için potansiyel yaşam alanı oluşturacaklardır.
Dinlenme alanları ya da rekreasyon alanları su-alanı yönetiminin diğer bir konu alanıdır. Her ankette, her seyahat broşüründe, tüm ev dışı dinlenme alanları tercihleri üzerinde yapılan araştırmalarda su-alanları dediğimiz nehir, deniz, göl gibi yerlere yakın alanlardaki dinlenme alanları, tesisleri, insanların en çok aradığı şeylerin başında gelmektedir. İnsanlar, göle, havzaya, denize, okyanusa bakan evlerde oturmak isterler. Suya yakın alanlardaki zengin doğal yaşamı görmek isterler; balık tutabilecekleri, kano-kayık-tekne kullanabilecekleri, su kayağı yapabilecekleri yerlerde yaşamak isterler. İnsanları bu özlemlerine kavuşturabilecek açık alan planlaması bu noktada çok büyük önem kazanmaktadır, her ne kadar halen Londra’da açık alan planlarında, göl, nehir, deniz gibi yerlerin kenarında ya da yakınındaki alanlar su-alanı statüsünde değil, ‘açık’ alan statüsüne konulmuş olsa bile.
Kentsel mekanlarda daha güvenli ve daha fonksiyonel yaşam koşulları için gerekli planlamalar profesyonel teknik ekipler ile hazırlanmalı ve hiçbir sıra dışı kötü sürprizlere fırsat verilmemelidir. Yoksa yaşanan her sürpriz zarar sonrasında bizlere tekrar sormak düşer; hava-su-toprak mıydı ihtiyaç duyduğumuz yoksa bizden aldıklarımıydı diye…
Demet İlhan / Peyzaj Mimarı – www. Peyzaj.org Editörü
etiketler : Sel felaketi, ekolojik denge, kentsel yaşam, çözümsüz sorunlar, teknik çözüm önerileri, Doğal afet, doğal ekosistem, Hava-Su-Toprak analizleri, Su yönetimi, su planları, yağmur suyu kontrol sistemleri,
Peyzaj.org iceriginin kopyalanmasi halinde 5846 sayili kanuna gore yasal islem uygulanir.Bu yazi 20 Eki 2009 tarihinde Doğa ve Çevre Koruma, Peyzaj Mimarlığı, Peyzaj Planlama kategorisi altinda Demet İlhan yazdi. Bu yaziya yapilacak yorumlardan haberdar olmak icin RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz. Yorumlar icin yorum rss, tum yazilar icin Yazi rss baglantilarini kullanabilirsiniz.














